IE9ピン留め

我楽亭ハリト Warattei Harito Between Fiction and Reality 

warattei.exblog.jp トップ

A Nasrettin Hoca Joke by Warattei Harito

ナスレッティン・ホジャは、トルコ人の笑い文化を
分かってもらう上で最も大切な人物、と思いまして、
この夏、ナズレッティン・ホジャの小話を披露させていただきました。
落語のスタイルで、英語字幕付きで、
どうぞお楽しみくださいませ。

Nasrettin Hoca, özellikle komedinin büyük bir sektör olduğu Japonya'da
daha fazla bilinmesi gereken, bizim kültürümüzü ve komediye
bakışımızı en güzel şekliyle ifade eden bir karakter.
İşte bu yüzden geçtiğimiz yaz, bir fırsatını yakalamışken
Nasrettin Hoca'nın bir fıkrasını "oynamak" istedim.
"Oynamak"tan kastım, fıkrayı Rakugo tarzıyla canlandırarak
tiyatralleştirmemden ötürü.
Buyrun, İngilizce alt yazısıyla Japonca Nasrettın Hoca fıkrası.



# by warattei | 2011-12-15 04:58 | Trackback | Comments(2)

トルコ人1人に、日本人200人

先月、「桂三枝の川柳激情」という本をプレゼントされました。
川柳を通してご自分にとって重要であろう沢山のキーワードについて一言述べている、
要は三枝自伝的な本でございます。

その中で国際化というコラムがあるのですが、
そこで三枝さんが下記のように語っておられます。

「先日、私が審査委員長を務める、第7回目の学生落語選手権が岐阜市で行われました・・・驚いたのは、200人程の予選を勝ち抜いて選ばれた8人の中に、トルコ人の学生さんがいたことです(実を言うと3位でしたが)・・・日本語がうまいだけではなく、笑いの作り方が実にうまく・・・落語界も今や大相撲状態になりつつあるのです。」

大相撲状態とは何かちょっと違うような、
そして、私に関するお言葉も、ちょっとこのボクにはもったいないような、
気がしない訳でもありませんが、
正直言って、ありがたい限りでございます。
三枝師匠、いやっ文枝師匠、
ありがとうございました!
これからも、どうぞよろしくお願い致します。
# by warattei | 2011-11-27 03:59 | Trackback | Comments(0)

1 Türk 200 Japon

2 ay kadar önce bir arkadaşım ‘‘Katsura Sanşi’nin Senryu* Tutkusu’’
adında bir kitap hediye etti bana. 2 aydır rafta duruyordu.
Ve geçen gün kitaba göz atabildim.

Katsura Sanşi(*1), Japonya’nın ünlü yüzlerinden biri.
Bir rakugo sanatçısı. Televizyonda da programlar yapıyor.
En ünlüsü ise ‘Yeni evliler, Hoşgeldiniz’ adlı bir yarışma programı.
Yeni evlenenlerle sohbet edip şakalaştığı bir
talk-show programı da diyebiliriz buna.
Alın size Japonya’yı tanımaya çalışanlar için bir araştırma konusu.
Çünkü sıkı durun, bu program tam 41 senedir hemde aynı kişi tarafından yani Sanşi’nin sunuculuğunda devam ediyor.
Sunucu aynı, format aynı, konuşulanlar aşağı yukarı aynı, verilen hediye aynı...

Neyse efendim, işte bu kitapta Sanşi,
hayat hikayesini eğlenceli bir şekilde toparlamış.
Hayatındaki kaydadeğer zamanları başlıklar halinde sıralamış
ve her başlığı senryu şiiri ile süslemiş.
Bu başlıklardan birisi ise ‘‘Globalizasyon’’
Yani , Küreselleşme.

Sanşi Rakugo’nun Küreselleşmesi ile ilgili şunları söylüyor.
-Geçenlerde, benim jüri başkanlığını yaptığım,
7. Tüm Japonya Öğrenci Rakugo Tiyatro Yarışması Gifu şehrinde yapıldı...
Şaşırdığım şey ise, 200 kadar Japon’un katıldığı elemeleri geçerek finale
kalan 8 kişiden birisinin Türk olmasıydı. (Doğrusunu isterseniz 3. olmuştum)
Japoncasının iyi olmasının dışında, güldürüyü sunma biçimi gerçekten iyiydi...
Rakugo Dünyası da artık yavaş yavaş Sumo Dünyası(*1) gibi olmaya doğru gidiyor. (*3)

Biraz abartılı bulsamda, söylediklerine tam olarak katılamasamda,
benim gibi bir çömezden bahsetmesi hoşuma gitmedi değil doğrusu.
Teşekkürler Sanşi hoca. Pardon Bunşi hoca.(*3)

*1) Son yıllarda profesyonel sumo güreşçilerinin bir çoğu yabancı uyruklu.
Son 10 senenin şampiyonları da Moğol.
*2) Katsura Sanshi no Senryu Gekijo, Taru Publish, 2011, page 174.
*3) Katsura Sanşi, 2012 temmuz ayında Katsura Bunşi ismini alıyor.
* ) Senryu: 5+7+5 hece ölcüsüleriyle yazılan mizahi şiir.

# by warattei | 2011-11-27 03:47 | Trackback | Comments(0)

Halit Ne İş Yapar? ハリトの本職は何?

友達に「お前一体何している人?」と聞かれますが、
答えには満足されないです。
なぜか、と?
この2ヶ月で何をしたのかと、暇だから、リストアップしてみました。
そうしますと、友達の気持ちが何となく分かったような気がしたのでございます。

Arkadaşlarım sen ne iş yapıyosun abi? diye soruyorlar.
Anlatıyorum ama tatmin olmuyorlar.
Neden mi?
Bakın usanmadan oturdum, ve son 2 ayda yaptıklarımın listesini oluşturdum.
Ve sonunda arkadaşlarıma sanırım hak verdim...

                ・ ・ ・ 
AKB48の「会いたかった」の振り付けをどういう訳か覚えちゃいました。
NHKの元女子ニュースキャスターに食事をご馳走になりました。
ある落語家に着物をプレゼントされました。
トルコ共和国文化観光大臣宛に手紙を書きました。そしてお送りしました。(読まれているそうです。)
串本町長とある夕食会でお会いしました。
ある日本の映画監督にある舞台の裏で「頼むよ」と言われました。
イラン・イラク戦争中にテヘランで取り残された日本人215名を救出した飛行機の機長さんと奥さんにお会いして、夜遅くまでおしゃべりをしました。
ある日本人大使にわざわざ挨拶のお電話をいただきました。
あるホームページのデザインを更新しました。
あるガス会社の社長さんと私の将来についてお話しました。
あるオペラ&バレエ局の局長がイスケンデルケバブをおごってくださいました。
桂三枝が最後の本(今年、文枝に襲名されるから)で私のこともちらっと触れてくださっていることに気付きました。

AKB48 adlı Japon grubun ‘‘Özledim” şarkısının dans koreografisini nasıl oldu bilmem ezberledim.
NHK televizyonunun eski bir kadın haber spikeri bana yemek ısmarladı.
Bir Rakugo oyuncusu bana bir kimono hediye etti.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanı’na mektup yazdım ve yolladım. Sanırım okundu.
Kuşimoto Belediye Başkanı ile bir akşam yemeğinde bir araya geldik.
Bir Japon sinema yönetmeni bir sahne arkasında bana, sana güveniyorum, dedi..
İran-Irak savaşı sırasında Tahran’da mahsur kalan 215 Japonu kurtaran uçağın Kaptan pilotu ve eşiyle gece yarısına kadar sohbet ettik.
Bir Japon Büyükelçisi sohbet etmek için beni aradı.
Bir internet sayfasının dizaynında değişiklik yaptım.
Bir gaz şirketi patronu ile geleceğim hakkında konuştuk.
Bir Devlet Opera ve Balesi Müdürü bana İskender ısmarlardı.
Katsura Sanşi’nin son kitabında benden bahsettiğini farkettim.
Şarkı sözü yazarı KAN’ın ‘Aşk kazanır’ adlı şarkısını topluluk önünde söylemek zorunda kaldım.

                ・ ・ ・ 
300通以上のメールのやり取りに追われました。
今月NHKで放送されるある番組に出演しました。
落語に関する本を2冊読みました。
泥風呂に入りました。
日本赤十字社の本社を訪問しました。
より英語上達のために動き出しました。
アメリカのある雑誌のお願いで、ある日本人のインタビューを英語に訳しました。
ちょうど1週間インターネット無しで生活しました。しかも東京のど真ん中で。
あるコンサートで司会を務めました。
パラグライダーを体験しました。

300’ü aşkın e-mail alışverişiyle cebelleştim.
Bu ay NHK Televizyonu’nda yayınlanacak bir programa katıldım.
Rakugo hakkında 2 kitap okudum.
Çamur banyosu yaptım.
Japon Kızıl Haçı’nın binasını ziyaret ettim.
İngilizcemi daha da ilerletmek için bir adım attım.
Bir Japon’un röportajını bir Amerikan dergisi için İngilizceye çevirdim.
Tam 1 hafta internetsiz kaldım, üstelik Tokyo’nun göbeğinde.
Bir konserde sunuculuk yaptım.
Yamaç paraşütü yaptım.

                ・ ・ ・ 
あるコンサートマスターにイエメンの唄を、飾りを付けないでバイオリンを弾くようにアドバイスしました。
トルコ航空の上の人たちとフリーチケットついて交渉しました。
トルコ人と日本人のプロデューサーとお話しました。
あるライオンズクラブのガバナーたちと仲良くなりました。
4度の水で泳ぎました。
日本経済新聞の東日本大震災 報道ギャラリーを見に行きました。
アタチュルク廟を訪問しました。
ポーランド人、ルーマニア人、ハワイ出身のアメリカ人、イギリス人、韓国人、そして日本人の友達ができました。
ナスレッティン・ホジャの小話を、日本語で、落語形式で披露しました。
新しい家に引っ越しました。

Bir concertmaster’a Yemen Türküsü’nü daha az süslü çalmasını tavsiye ettim.
THY Genel Müdürlüğü ile ücretsiz bilet sağlanımı konusunda pazarlık ettim.
Türk ve Japon Sinema Yapımcıları ile görüştüm.
Bazı Lions Kulupleri Bölge Başkanlıklarının Genel Yönetmenleri ile dostluk kurdum. 
4 derece suda yüzdüm.
Japon Ekonomi Gazetesi’nin Doğu Japonya Deprem Felaketi Fotograf Sergisi’ne gittim.
Anıtkabiri ziyaret ettim.
1 Polonya’lı, 1 Romanya’lı, 1 Hawaii doğumlu Amerikalı, 1 İngiliz, 1 Koreli, bir de Japon arkadaş edindim.
Nasrettin Hoca fıkrasını Rakugo tarzında Japonca oynadım.
Yeni bir eve taşındım.

                ・ ・ ・ 
黒海の町シノプ県ギェリゼ市へ遊びに行ってきました。
人生を変えるかもしれないオファーを受けました。
マイカーで子猫をひいてしまいました。
博士論文を、たったの1行、増やしました。
水鉄砲を買いました。
池上彰にいじめられました。
アンカラ大学の学長にお会いしました。
レイキティーチャーの手を握ってレイキ入門を致しました。
イノベーションに関するワークショップに参加しました。
東京農工大学の学長にお会いしました。
KANの「愛は勝つ」を大勢の前で歌わざるを得なくなりました。
エルトゥールル号から無事に生還した乗組員の娘さんと孫さんたちと仲良くなりました。

Hayatımın akışını değiştirebilecek bir teklif aldım.
Sinop, Gerze’ye tatile gittim.
Arabamla bir yavru kedi ezdim.
Doktora tezime sadece bir satır ekledim.
Su tabancası satın aldım.
İkegami Akira benimle dalga geçti.
Ankara Üniversitesi Rektörü ile tanıştım.
Bir Reiki Uzmanı elimden tuttu ve sanırım Reiki’ye bir giriş yaptım.
İnovasyon ile ilgili bir Workshop’a katıldım.
Tokyo Ziraat ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü ile tanıştım.
Ertuğrul Fırkateyni Faciası’ndan sağ salim kurtulan bir gazinin kızı ve torunlarıyla dost oldum.
                ・ ・ ・ 

じゃあ、これらは何のためにしたのか、と申しますと、
もちろん、金稼ぎのためです。もちろん進学のためです。そしてもちろん遊びたいからです。
Ve tüm bunları niçin mi yaptım?
Tabii ki para kazanmak için, Tabii ki üniversite egitimim için ve tabii ki eğlenmek için.
# by warattei | 2011-10-04 05:34 | Trackback | Comments(0)

Kıçıyla Ceviz Kırmak ile Globalizasyon ilişkisi üzerine 

Elimde kumanda kanal değiştirmekteydim.
Üf çok sıkıcı, öf püf derken,
bu da ne!
Birden durakaldım.
Japon komedi ikilisi Şinagava-Şôji’nin Şôji’si,
kıçıyla ceviz kırarak dünya rekoru kırmaya çalışıyordu.
(Argo kelimelerin doğal anlatım gücünü inkar edemeyiz. Bilerek 'kıç' kelimesini kullandım. )
Ve dedim ki kendi kendime, işte bu Komedinin Kültürleri Aşan Gücü.
Ve işte tam bu! Globalizasyonu kavramaya çalışanların öğrenmesi gereken şey.

Türkçe’de argo bir tabir vardır,
Azimle sı... taşı deler, diye,
İşte acaba bu Şôji fenomenini, bu açıdan mı değerlendirmek gerekiyor?
Yani bu, insan isterse yapar mı? demek oluyor?
Şôji çok akıllı birisi mi? Yoksa bu, televizyonun gücü mü?
Yoksa işte bu mu, globalizasyon dedikleri?
Yada bu, dışa açılımın mükemmel bir örneği mi?

Ve ben yine düşünüyorum,
Aslında sıradan olmamaya gayret etmek değil midir insanı geliştiren diye.
Yani, Erich Fromm'un dediği gibi ''Uygarlık itaatsizlikle başlar'' değil midir? diye,
Ve peki niye o zaman suya sabuna dokunmamak en iyisidir toplumumuzda diye?

Ve bazen de kafam karışıyor...
İnsanı ileri taşıyan şey,
taşkınlık yapmadan uslu bir şekilde beraberce elele çalışmak mıdır?
yoksa kötü kaka çocuk olup aykırı da davranabilmek midir diye...


# by warattei | 2011-10-01 19:39 | Trackback | Comments(0)
< 前のページ 次のページ >